Adalet, bir "insan" masalıdır.


Buna inanmaya başladım artık. Adalet diye üzerinde konuştuğumuz, fikirler savurduğumuz kavram aslında beşeriyete ait bir kibir. Güçlünün zayıf olanı hizada tuttuğu bir yanılsama. Gerçekten dünyanın adil olduğu bir zaman var mı? Herkes için?


Ben bilmiyorum.


Varsa da muhtemelen insanlığın varoluşu ile yok olmuştur.


O zaman neyi konuşuyoruz?


Adil bir düzen, adil bir dünya, adaletli bir yönetim derken neyi kastediyoruz?


Herkesin mutlu olduğu bir dünya değil bu muhakkak. Çünkü biri için adil olan, bir diğeri için olmayacak.


40 yaşından sonra bile ( 40 yaşını geçtikten sonra yaş hep böyle ifade edilir çünkü😂) hayatımızda defalarca üzerinde konuştuğumuz, içselleştirdiğimiz kavramlar üzerine insan beyninin böyle "dank" etmesi bir garip oluyor tabi. Bir tarafın "Yeni icat çıkarma, otur oturduğun yerde, Netflikşini izle!" diyor, diğer tarafın " Eveeeettt, hakikaten ya, bu niye böyle bir araştır bakalım."


Adalet kavramı, aslında felsefi açıdan değerlendirilmesi gereken bir kavram olmasına rağmen ( hatta duyguları da içine aldığından psikolojiyi de bence) çoğunlukla rasyonel uygulamalarla hayatımızda yerini bulur. Yani yasalar.


Gündelik pratiğimizde milyarlarca insanın bir arada mümkün olduğunca! sorunsuz yaşaması yasalarla mümkündür. Daha doğrusu yasaların öngördüğü yaptırımlarla. O yaptırımlardan korktuğumuz için, içimizde kopan öfkeyi kontrol altında tutabiliyoruz. Tutamayanlar da var tabi. Ama bir düşünün; kanunlar olmasaydı, ne olurdu? O zaman bir kaos dünyasında, herkes kendi adaletini kendisi uygulardı.


Bu konu nereden aklıma geldi?


Bugün Melek İpek isimli genç bir kadının haberi düştü önüme.


Evli olduğu erkek ona gece boyunca şiddet uygulamıştı. Üstelik çırılçıplak soyup, ellerini de kelepçeleyerek. Servis şoförü olduğu için sabaha karşı evden çıktı adam. Fakat çıkmadan önce evdeki av tüfeği ile Melek'i ve çocuklarını öldüreceğini söylemişti. Ve onu öylece çıplak ve kelepçeli halde bırakıp gitmişti. Melek, birkaç saat sonra kocası döndüğünde, evdeki av tüfeği ile onu bekliyordu. İçeri girmesini istemiyordu. Çocuklarını ve kendisini öldüreceğinden korkuyordu. 'Gelme' dedi. Yaklaşma!


Ama Ramazan İpek üzerine yürüdü. Alkollüydü. Aralarında çıkan arbedede tüfek ateş aldı. Ramazan İpek öldü.


Melek'in ilk yaptığı şey 112 Acil Servis'i aramak oldu. Ekipler geldiğinde Melek'i çıplak, elleri kelepçeli ve feci şekilde fiziksel şiddete maruz kalmış halde buldular. Bir gözü tamamen kapanmıştı. Yüzü darp izleri ile doluydu.


Şimdi yasalara göre Melek İpek suçlu denecek. Cezasını hafiflettirecek nedenler var elbette ama gerçekten kim suçlu?


Ya Aleyna Çakır?


Öldürülmeden önce dakikalarca yerde baygın halde yattığı görüntüleri, Ümit Can Uygun'un büyük bir keyifle yaptığı canlı yayınından izlendi. Tehdit mesajları ve başka görüntüler düştü sosyal medyaya. Aynı kişi tarafından defalarca şiddet gördüğünü, uzaklaştırma kararı için emniyete gittiğini öğrendik. Ve sonra, aylar sonra! bir adli tıp raporu yayınlandı. Kendini asmıştır!!!! İntihar yani? Duy da inanma! Bütün ülke müstakbel failin adını haykırırken, olayda tek bir şüpheli yok!!!


Gel şimdi, adalete inan!


Çocuklar, kadınlar, hayvanlar, kendi hayatları hakkında karar vermek isteyen insanlar, cinsel tercihlerini özgürce yaşamak isteyenler, savaştan kaçmak isteyenler.... Neden? Neden "adalet" yok onlar için? Neden ufacık bedenleri topluyoruz sularımızdan, başak tarlalarından buğday toplar gibi! Neden anne ile oğul, baba ile kız şefkatle sevmiyorlar birbirlerini?

Neden öldürüyoruz? Neden bu kadar kötüyüz? Neden hiç saygımız yok! Neden her şeyin parayla çözüleceğine inanıyoruz? Neden bu kadar aptalız? Neden bu kadar insanız!!!


Adalet, gerçekten yasalar tamı tamına işlediğinde ve "vicdan" bir ders gibi yeniden insanlara öğretildiğinde ancak o da belki adalete inanacağım.


Ondan gayrısı benim için bir insan masalıdır.



392 görüntüleme7 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Pandemi Arafı