• Beril Erem

Başlarken...

En son güncellendiği tarih: 26 Ara 2020


Başlarken…


Yazmaya karar vererek insanlık tarihinin en eski geleneklerinden birinin parçası olmak üzere yola çıkmış oluyorsunuz.

Yani Hikâye Anlatımı’nın.


Bugün dahi gündelik hayatımızda farkında olmadan, farklı şekillerde hikayemizi anlatıyoruz. Mesela, "Günün nasıl geçti?" veya doktorumuzun sorduğu "Belirtileri ilk ne zaman fark ettiniz?" sorularına verdiğimiz cevaplar birer hikâye anlatımıdır.


Neden Hikâye Anlatırız?


Bunun temelinde, hikayenizi okuyan veya dinleyen kişilerde anlattığınız olaylar, karakterleriniz, onların sakladıkları sırlar hakkında daha fazla duyma arzusu yaratma isteği yatar.


Hikâye ve Tema


Hikayeler kesintiye uğramış kalıplardır. Duraksamalar, sıçrayışlar, ilerlemeler ve geri dönüşlerden oluşur. Bir hikâyenin olaylara ve karakterlere ihtiyacı vardır. Bir hikâyenin devam edebilmesi için belli bir düzende ara vermesi gerekir. Yani hikâyenin içinde yükselip alçalmalar olmalıdır.


Güçlü Bir Tema Oluşturma


Hikâyede karakterler veya olaylar için tehdit oluşturacak olaylar olmalı.


1- Dışarıdan Tehdit: Aslı ve Mete’nin mutlu bir evlilikleri vardı. Uzun çalışma hayatları boyunca biriktirdikleri para ile de nihayet bir yazlık alabilmişlerdi. Sıcak bir Temmuz sabahı yazlığı görmek için yola çıktılar. Akşama doğru evlerinin olduğu yazlık siteye vardıklarında korkunç manzarayla karşılaştılar. Site terk edilmiş gibiydi. Etrafta ne bir insan ne bir hayvan ne de herhangi bir canlıya ait ses vardı.


Ne olmuştu? İnsanlar neden evlerini terk etmişlerdi? Ayşe ve Mete geri mi döneceklerdi? Yoksa orada kalıp, olan biteni mi anlamaya çalışacaklardı?


2- İçeriden Tehdit:


Ayşe ve Mete’nin mutlu bir evlilikleri vardı. Bir gün Mete Ayşe’nin onu aldattığını öğrendi.

Mete Ayşe ile yüzleşecek mi? İşin içinde başka bir olay mı var? Ayşe Mete'yi aldattığını kabul mu edecek? Ne olacak dersiniz? Hikayeyi canlı tutmak için ne olması gerekir?


3- İçeriden/Dışarıdan Tehdit:

Ayşe ve Mete’nin mutlu bir evlilikleri vardı. Fakat Hikmet bir gece, Ayşe’nin banyo küvetinde, çırılçıplak uyuduğunu fark etti. Sonraki gece ve daha sonraki gece de. İlk önce ne yapacağını bilemedi. Karısının bir tür uyur gezer olduğundan şüphelendiği ve bu durumdakilerin uyandırılmaması gerektiğini bildiği için bir süre daha durumu izlemeye devam etti. Ancak bir gece Ayşe’nin sol omzunda kesikler olduğunu gördü. Diğer eli avuç içleri yukarı bakacak biçimde dönmüştü….


Ne olmuştu? Yoksa Ayşe’nin Mete’den sakladığı bir hastalığı ya da başka bir hayatı mı var? Ayşe doğaüstü güçlerin etkisinde mi?


İşte bu temalar hikâyenin ve karakterlerin hangi yönde şekil alacağını belirleyen güçlü unsurlardır.


Daha Önce Yazılanlardan Beslenme


Hikâyenin yapı taşları, kültürlere göre farklılık gösterir. Örneğin batı edebiyatı için, Yunan mitolojisi ya da Grimm Kardeşler gibi öykücülerin yazdıklarını sayabiliriz. Doğu-İslam edebiyatı için Dede Korkut Masalları, Binbir Gece Masalları veya Mesnevi gibi eserleri sayabiliriz. Bunları okumak ve bunlardan beslenmek lazım. Peki ama nasıl?


Yeniden Yapılandırma için Temel Hikayeleri Bilmek


Sinderella hikayesi örneğin, geçmişten günümüze kaybolmadan gelen en önemli ve eski hikayedir. Dünyada bu hikayeyi bilmeyen yoktur, bir çok dile çevrildi ve hatta farklı varyasyonları yapıldı ama sonuçta hikaye hep Sinderella’nın etrafında döndü.


Bu hikayeyi hicivle yazmak istediğinizde hikayeyi farklılaştırmanız gerekir.

Mesela Maleficient filmini ele alalım. Bildiğiniz gibi orijinali Uyuyan Güzel. Standart hikâyede prenses 100 yıl uyur ve ancak gerçek aşkı yani bir prens gelip onu öptüğünde uyanır. Ancak Maleficient filminde gerçek aşk, bir prensin aşkı değildir. Prens işe yaramaz, son derece bencil bir erkektir. Gerçek aşk daha sonradan bir dönüşüm geçiren vekil anneninkidir.

Samuel Backett da bu konuda ustalaşmış yazarlardandır.


Örneğin, yazdığı “Mutlu Günler - Happy Days” oyununda gitgide kuma gömülen bir kadını izleriz. Ve kadının yanı başındaki çantada da bir silah vardır. Seyirci bunu görür. Ve bütün bir oyun boyunca kadının uzanıp o silahı alıp intihar etmesini bekler. Çehov’un dediklerini hatırlayalım burada: “İlk sahnede duvarda asılı bir tüfek göründüyse, üçüncü sahnede o mutlaka patlayacaktır.”

Ama Backett, Çehov’un bu göndermesine hicivle yaklaşır ve kadın üçüncü sahnede artık o kadar kuma gömülüdür ki, silaha uzanamaz bile. Eğer Çehov’un bu göndermesini bilmiyorsanız o zaman oyundaki bu espriyi de anlamanız mümkün olmaz.


Dolayısı ile bir hikayeyi nasıl anlatacağınız ile ilgili size gereken yaratıcılık için referans noktalarınızı genişletmeniz gerekiyor.




52 görüntüleme0 yorum

Aklınızdakileri Benimle Paylaşın

© 2020 by Uykusuz Klavye. Created By Featdoor​